Sami Paşazade Sezai Kimdir?

41
121
samipaşazade sezai kimdir

Sami Paşazade Sezai (1859-1936)

Sami Paşazade Sezai 1859 seneninde dünyaya gelmiştir. Devrin ileri gelen isimlerinden Sami Paşa’nın adam çocuğudur. Sanatçı düzgüsel okullara devam etmemiş, hususi bir tahsil görmüştür. Yirmi yaşına kadar resmi bir vazife almayıp, edebiyat mevzusundaki bilgilerini artırmayı seçenek etmiştir. 1880’de Evkaf Nezareti’ne (Vakıflar Müdürlüğü) işgören olmuştur. Babasının ölümünden sonrasında da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atanan Sezai, orada kalmış olduğu dört yıl süresince İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından seyretme fırsatını bulmuştur. Elçilikteki görevinden çekilme ederek İstanbul’a döndüğünde yine memurluğa devam eden sanatçı, yedi yıl devam eden Meşrutiyet döneminde sanatını olgunlaştırmıştı. Politik baskılardan dolayı Paris’e giden sanatçı, 1908 yılına kadar orada kalmıştır.

Edebî Kişiliği

Sami Paşazade Sezai Divan edebiyatına itiraz etmiş ve Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan şeklinde yazarların tesiriyle Batı edebiyatına yönelmiştir. Fransız sanatçı Alphonse Daudet’den esinlenerek yazdığı kısa öykülerle Batılı manada ilk gerçekçi ürünleri vermiştir. 1874’te “Kamer” gazetesinde piyasaya sürülen söylev türündeki ilk yazılarıyla adını duyurmuştur. İlk kitabı 3 perdelik tiyatro oyunu “Şîr” 1879’da basıldı. İlk romanı olan ve kendisine büyük ün elde eden “Sergüzeşt”, Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin başarıya ulaşmış örneklerinden biri sayılır. Hikâye ve romanlarında halkın içinden kahramanları kendi dilleri, etrafları ve günlük hayatlarıyla yansıtmıştır. Hikâye ve romanlarında dönemine gore güçlü bir tekniğe haizdir. Minik, ehemmiyetsiz ve şaşırtıcı mevzuları ruh, çözümleme etmeleriyle, doğal ve günlük konuşma diliyle işler. Şiirlerinde romantizmin, roman ve hikâyelerinde realizmin izlerini görmek ihtimaller içindedir.

Özetlemek gerekirse özetleyecek olursak;

  • Roman ve öykülerinde realizm akımının tesirindedir. Romancılığımızı realizme yönelten kişidir.
  • Roman ve öykülerinde halkın içindeki kahramanları kendi dilleri, etrafları ve günlük hayatlarıyla yansıtmıştır.
  • Öykülerindeki teknik, romanlarındaki teknikten güçlüdür. Minik, şaşırtıcı, ehemmiyetsiz mevzu ve vakaları, ruh çözümleme etmeleriyle, natürel ve günlük konuşma diliyle işler. Yapıtlarında gözleme önem vermiştir.
  • Tasvir etmelerde ağır bir dil kullanmıştır. Konuşma bölümlerinde mütevazı ve natürel bir dil kullanmıştır.
  • Sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.
  • Türk edebiyatında Batılı manada ilk öykü (Minik Şeyler) örneklerini yazmıştır.
  • “Jack” adlı romanı Türkçeye çevirmiştir.

Yapıtları

  • Tiyatro: Şîr
  • Düzyazı: Rümuzul Edep, İclal
  • Hikâye: Minik Şeyler (Batılı manada ilk öykü örneklerini ihtiva eder. Yapıttaki bir ekip hikâyeler tercümedir.)
  • Roman: Sergüzeşt
  • Çeviri: Jack

Sami Paşazade Sezai Yapıt Özetleri

Sergüzeşt: Romantizmden realizme geçişte bir köprüdür. Yapıtta romantizmin özellikleri ağır basar. “Tutsaklık” teması işlenmiştir. Dilber ismindeki bir esir kızın üzücü yaşamı gerçekçi tarzda anlatılır.

Kafkasya’dan kazançlan dokuz yaşlarında bir kız evladı olan Dilber, cariye olarak bir haneye satılır ve hanede oldukça işkence görür. Nihayet efendisi, işgören olarak dışarı gideceği için yol parası bulmak emeliyle Dilber’i de gereksiz bazı hane eşyasıyla beraber satar. Dilber’i satın alan esircinin evinde büsbütün başka bir yaşam adım atar; Dilber, ud çalmayı, şarkı söylemeyi öğrenir. Birkaç yıl devam eden bu parasal rahatlık içinde Dilber büyümüş, güzelleşmiş ve kıymeti de artmıştır. Yeniden Asaf Paşa isminde varlıklı birine satılır. Asaf Paşa’nın konağında daha iyi olanaklara kavuşur. Terbiyesine devam eder, hem de Fransızca dahi öğrenmeye adım atar. Lakin o şekilde bir işlem görür ki içinde insanı inciten bir şey vardır. Evin hanımı, Dilber’i insan yerine koymaz. Evin genç adam evladı Celal bir süre sonra Dilber’i sever; lakin oldukça heybetli olan anası, adam çocuğunun bir köle parçasıyla meşgul olmasına tahammül edemeyerek kızı yine satılığa çıkarır ve bu sefer Dilber, varlıklı bir Mısırlıya satılarak onunla Mısır’a gider. Dilber’in bu kayboluşu Celal Bey’i deli eder. Tüm bu negatiflikler karşısında daha çok dayanamayan Dilber, esaretten kurtulmak için kendini Nil Nehri’ne atar.

Şîr: Şîr Farsçada “arslan” anlama gelir.Sanatçının ilk yapıtıdır. Daha 20 yaşlarındayken yazdığı bu tiyatroda oldukça toydur. Dili oldukça mütevazı olan yapıt okunmak için yazılmıştır. Üç perdelik mensur bir trajedi olan eserde ifade itibariyle Namık Kemal’in izleri açıkça görülür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here